Nevruz, Bu Toprakların Bayramıdır!

Türkiye Cumhuriyeti ya da Osmanlı İmparatorluğu; Türkler, Kürtler, Afganlar, Farslar ve daha sayamadığımız niceleri... Fark etmez! Nevruz bu toprakların bayramıdır.

Nevruz, Bu Toprakların Bayramıdır!
Bu içerik 42564 kez okundu.

Milletlerin Bayramı
Çetin kışlardan, uzun gecelerden sonra Kuzey Yarım Küre’ye bahar geliyor. İnsanlık, baharın gelişini uzun yıllardır Nevruz ismini verdikleri bir bayramla kutluyor. Afganistan’dan Tacikistan’a, Pakistan’dan İran’a, Kazakistan’dan Kırgızistan’a, Türkiye’den Suriye’ye kadar birçok ülkede Nevruz bir bayram olarak kutlanıyor, sevinçle karşılanıyor.

Yeni yıl, doğanın uyanışı, Bahar Bayramı

Birçok farklı ülkede kutlanan Nevruz Bayramının farklı farklı anlamları da bulunuyor. Kimileri Nevruz’u yeni yılın ilk günü, kimileri de doğanın uyanışı olarak kabul ediyor. Çoğunlukla Bahar Bayramı olarak kutlanan Nevruz, uzun kışlardan, kısacık günlerden yorulan, sıkılan insanlar için yeni bir umut ışığı olmuştur. Büyük eğlencelerin tertip edildiği bu bayramda ateşler yakılır, yakılan ateşlerin üzerinden atlanır. 3000 yıllık bir geçmişi olan ve 21 Martta kutlanan bu bayramı, 2010 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu “Dünya Nevruz Bayramı” olarak dünyanın manevi mirasına ekledi.

Osmanlı Devleti için özel bir gün Nevruz

 

Sultan Melikşah zamanında hazırlanan Celâli Takvimi de Greenwich zamanına göre 21 Mart’tan (15 Mart 1079) başlamaktadır. Bu tarih Osmanlılarda "Nevruz-ı Sultanî” veya sadece "Nevruz" olarak adlandırıldığı gibi, Nevruz-ı mübarek olarak da adlandırmışlar. Nevruz sayılı günlerden biri olarak kutlanmış; güneşin Koç burcuna girdiği, ilkbaharın kendisini göstermeye başladığı ilk günler Nevruz olarak adlandırılmıştır.  

 

Ergenekon Destanı ve Nevruz

Türkler için Nevruz’un özel ve ayrı bir yeri vardır. MÖ 8. yüzyıldan bugüne kadar 21 Mart’ta kutlanır. 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da bayram olarak kabul edilen bir gün hâline gelmiştir.
Bunun yanı sıra Türkler için ifade ettiği bir başka anlamı da Ergenekon destanıdır. Göktürklerin, demirden dağları eriterek bereketli vadilere inişlerini kutladıkları bir bayramdır. Baharın gelişini temsil, doğanın tekrardan uyanışını ifade eder. Balkanlardan, Doğu Türkistan’a kadar tüm Türk kavim ve toplulukları tarafından kutlanır.

Demirci Kawa ve Kürtlerde Nevruz
Asurlu zalim kral Dehak’ın zulmüne karşı koyan Kawa’nın hikâyesi Kürtler için özel bir anlam ifade etmektedir. Efsaneye göre canavar gibi tasvir edilen Dehak omuzunda iki yılan taşımaktadır. Omzundaki iki yılanı beslemek için her yıl iki Kürt gencini öldürtmekte, onların beyinleriyle bu iki yılanı beslemektedir. En sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel adlı iki kişi kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarırlar. Kralın yılanlarını beslemek için beyinleri alınarak öldürülen çocuklardan sadece birini öldürüp diğerinin gizlice saraydan kaçmasına yardımcı olurlar. Bu zulümden kaçanların Kürtlerin ataları olduğuna inanılır. Demirci Kawa tarafından, kralın zulmünden kurtulan gençlerle kurulan ordu 20 Mart günü zalim kral Dehak’a karşı bir sefer düzenler. Bu seferde Kawa Dehak’ı çekiç darbeleri ile öldürmeyi başarır. Bu zaferi kutlamak için Kawa ateşler yakar. Zalim Dehak’ın engellediği bahar da böylelikle gelmiş olur. Bu efsane üzerine 21 Mart tarihi Kürtler için baharın ilk günüdür ve ateşler yakılarak kutlanır.

 

#MeseleMemleket #BirlikteEvet