Memlekete Mektup Ve Birkaç Fotoğraf...

Avrupa'da şenlik var. Önüne barajlar kurulan batıya doğru akan nehir, mecrasını bulacak. Mesele, hiç olmadığı kadar memleket… Sözümü yabana atmayın.

Memlekete Mektup Ve Birkaç Fotoğraf...
Bu içerik 766543 kez okundu.

Anadolu’nun yağız yiğitleri kazmayı küreği bir kenara bırakarak umutlarını tahta sandıklara doldurup Avrupa’ya geleli neredeyse 60 yıl oluyor.

Namerde muhtaç olmamak için hep çalıştık. Avrupalıya ağır gelen ne kadar iş varsa biz yaptık. Atalarımızdan dersliyiz, nimetini yediğimiz topraklara hiç ihanet etmedik.

Avrupa'nın refahında alın terimiz var. Belki alın teri kadar gözyaşımız var. Hasret gözyaşı, yabancılık gözyaşı, hor bakılma gözyaşı…

Birçok hayalimize burada kavuştuk. Pek çok kavuşmalarımız hayal oldu. Anamızı, toprağımızı, ezanımızı, bayrağımızı özledik.

Bir yanımız hep eksik kaldı. Dilimiz gibi tamam olmadı eksiklerimiz. Kahkahalarımızın, sohbetlerimizin en bilindik tarafı iç çekişlerimiz oldu.

İkinci sınıf, kara kafalı, olağan şüpheli olarak sindiğimiz zamanlar ömrümüzün doğal parçası oldu. Kimliğimiz hep arafta kaldı. Almanya'da pis Türk, Türkiye'de görmemiş Alamancı mührüne mahkûm olduk.

Buralarda artık 4. nesile ulaştık. Artık kök saldık yaban ellere, kalıcıyız. Elimiz iş tutuyor. İş insanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız var. “Avrupa acı vatan” devri bir parça geride kaldı. Entegrasyon, asimilasyon arasında zikzaklarımız var. Ama her zamankinden daha umutluyuz.

Kuru ekmek veremediği için yavrularını gurbete gönderen ülkemiz, yeni filiz vermiş ulu bir çınar gibi büyümeye başladı. Bunun ne demek olduğunu bilmezdik. Bilmeye başladık. Polis geçişlerinde, oto parklarda, iş görüşmelerinde, vatandaşlık işlemlerinde aklınıza ne gelirse hayata dair her yerde anlamınız artıyor, varlığınız değerleniyor. İnanın yeni anladık.

Yeni filizlenen çınar bize gölge yapmaya başladı. Bunu vatandan ayrı kalmayanlar bilmez. Hava gibi, su gibi, ekmek gibi bir şeydir. Öteki olmaktan çıkmaya, eşitler olarak konuşmaya başladık buralarda.

Kimimiz yolda kendini kaybetti. Kendisine efendilik taslayanların sözcüsü oldu. Eşit olmayı sadık köle olmaya tercih ettiler. Kimimiz... Yolda kaybolanlar… Kervan onları, kayboldukları yerde bıraktı. Türkiye'ye bir düşman gibi höykürenler, maalesef yolda kaybettiğimiz işte o insanlar.

Bize öteki muamelesi yapanlar, bizimle eşitler hukuku kurmak istemiyorlar. “Pis Türk aşağı”, “pis Türk dışarı” konforunun özlemini yaşıyorlar.

Masaya yumruğunu vuran Türk, ağırlarına gidiyor. Tayyip Erdoğan'ı onun için hiç sevmiyorlar. Türkiye'nin, Türkiyeli ve Avrupalı Türklerle… Biz kara kafalılarla aynı tonda konuşmak hoşlarına gitmiyor.

Kıstıkları sesimiz son 15 yılda gür çıkmaya başladı. Buradaki dergiler, gazeteler, televizyonlar, kendi siyasilerinden çok Tayyip Erdoğan'la dolu. Sövüyorlar, hakaret ediyorlar, yaftalıyorlar. Aslında onun şahsından çok, bize söylüyorlar. Erdoğan'ın; efendiliklerine meydan okumasına karşılık, onun şahsında bizi tehdit ediyorlar.

Düşünün, ülkeniz dışında bir ülkede yaşıyorsunuz, çarşıya çıktığınızda "Türkler ve Köpekler Giremez" yazısı görüyorsunuz. Posta kutunuza, “pis Türkler defolun” yazılı bildiriler bırakılıyor. Biz işte o durumdayız.

Eskiden bu tür şeyler olduğunda siner, saklanırdık. Şimdi öyle değil. Her türlü çirkinliğe, her platformda meydan okuyoruz. Niye? Sırtımızı dayayabildiğimiz, sesi gür çıkan bir ülkemiz var. 45 yıl buralarda sahipsizdik. 15 yıldır sesi sesimiz olan bir liderimiz var. Geç bulup, erken kaybetmek istemediğimiz şey budur.

Şimdi Türkiye bir karar arifesinde. Avrupa'nın en önemli gündemi bu karar. Medya boy boy kampanya yapıyor. “Hayır, hayır... Yüz bin kere hayır” diyorlar. Bizim Almanca öğrendiğimiz kadar Türkçe öğrendiler. Niye? Çünkü kendileriyle rekabet etmemizi istemiyorlar. Ahmet’le Hans'ın eşit şartlarda yarışmasını hazmedemiyorlar. Alıştıkları efendiliği terk etmek istemiyorlar. İlk fırsatta ve her zaman Türklere tepeden bakalım diyorlar.

Türkiye'nin neyi oyladığını sağır sultanlar duydu. Güçlü Türkiye, dünyayla eşit rekabet, söz söyleyen lider ülke oylanıyor. Türkiye; incik boncukla, ıvır zıvırla, lafla oyalanmasın diye oylama yapılıyor. Ancak hiç bir şey bilmesek ve sadece Avrupa gazetelerinin çimdiklenmiş gibi feryatlarını duysak, bu bile bizim için “evet” demeye yeterdi.

Size bir kaç fotoğraf gönderiyorum. Beli bükülmüş büyüklerimize dikkat edin. Onlara oy kullanma heyecanı veren nedir diye bir düşünün. 45 yıl kendilerini unutan ülkenin, 15 yıldır yanlarında yer almasını oyluyorlar. Kendileri ve ülkelerinin, Avrupa ve Avrupalılarla eşitliğini oyluyorlar. Sırtlarını kamburlaştıran yükleri, çocuklarının sırtından almaya çalışıyorlar.

Evet sevgili dostlar, Avrupa'da şenlik var. Önüne barajlar kurulan batıya doğru akan nehir, mecrasını bulacak. Mesele, hiç olmadığı kadar memleket... Sözümü yabana atmayın. Dediğimi en iyi gurbette olanlar bilir. Ülkemiz güçlü olsun, biz de güçlü olalım. Mesele özetle böyle.

Sürçü lisan ettiysem affola…

 

Ahmet B.

 

 

#GurbetçilerİyiBilir #MeseleMemleket #BirlikteEvet